Çocuk Hakları Bakışıyla Seçim Bildirgelerinde Çocuğa Karşı Şiddet ve Eğitim

Türkiye’nin nüfusunun üçte birini oluşturan çocuklar 1 Kasım’da gerçekleşecek genel seçimde oy kullanamayacaklar. Ancak, genel seçim sonucunda oluşan Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) ve hükümet olacakların çıkardığı her yasa, konuştukları her konu, yaptıkları her denetleme görevi Türkiye’de yaşayan 25 milyonun üzerindeki çocukların hayatını doğrudan ya da dolaylı olarak etkileyecek.

Bu nedenle, Çocukların Vekili Ol! Kampanyası olarak, 1 Kasım’da gerçekleşecek olan genel seçim öncesinde TBMM’de grubu bulunan 4 siyasal partinin seçim bildirgelerini yani çocuklar için yapmaya söz verdikleri konuları çocukların hayatlarındaki en önemli iki konu üzerinden, şiddet ve eğitim, çocuk hakları bakışıyla inceledik.

Çocuklar hala hak sahibi bireyler olarak görünmüyorlar!

1 Kasım’da yapılacak olan seçimlerin öncesinde TBMM’de grubu bulunan 4 siyasal partinin seçim bildirgelerinin tamamında çocuk haklarına açıkça ya da dolaylı olarak yer verilidiği görülmüştür.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) “Geleceğe Umutla Bakan Çocuklar” ve Halkın Demokrasi Partisi’nin (HDP) “Çocuk Hakları Korunacak” başlıkları altında şeklinde çocukların ihtiyaçları ve sorunlarına özel başlıklar açması, bir taraftan da çocukları yine de gelecek ile nitelendirmesi, çocukların hak sahibi bireyler olarak yavaş yavaş kabul edilmeye başlandığını gösteriyor. Buna karşılık, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) ve Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) seçim bildirgelerinde ilgili başlıklar sırasıyla “Aile, Çocuk ve Dinamik Nüfus” ve “Kadın, Çocuk ve Aile” olarak belirlenmiştir. Nüfusa oranları düşünüldüğünde özel politika önlemleri ile düşünülmesi gereken çocuklar hala ailenin dışında görülememesi çocuk hakları açısından endişe vericidir.

Seçim bildirgelerinde çocukların hak sahibi bireyler olarak görünmediğini gösteren ikinci bir önemli konu ise çocukların demokratik hayata katılımı ile ilgili bir söylemin bulunmamasıdır.

Kapsamlı, anlaşılır ve doğru istatistiklerin olmaması bu alanda çözüm üretmeyi zorlaştırmaktadır. Hali hazırda adli sicil ve Türkiye İstatistik Kurumu’e (TÜİK) göre çocukla ilgili istatistikler bazen 17, bazen 18, bazen de 19 yaşına kadar alındığı için tutarlı ve doğru verilere ulaşmak mümkün olmamaktadır. Bu nedenle veriler üzerinden sağlıklı politikalar üretilmesi de zor olmaktadır. Bu konu kısıtlı da olsa AKP dışında hiçbir parti tarafından seçim bildirgelerinde değinilmemiştir.

Seçim Bildirgelerinde Nitelikli Eğitim Hakkı

Türkiye’nin de imzacısı olduğu Çocuk Haklarına Dair Sözleşme çocukların eğitim hakkını tanır. Sözleşme, eğitimin amaçlarını çocukların zihinsel ve bedensel yeteneklerinin, insan haklarına ve temel özgürlüklere, ana–babasına, kültürel kimliğine, dil ve değerlerine, yaşadığı veya geldiği menşe ülkenin ulusal değerlerine ve kendisininkinden farklı uygarlıklara ve doğal çevreye saygısının geliştirilmesi olarak tanımlar. Ayrıca eğitimin çocuğu ister etnik, ister ulusal, ister dini gruplardan, isterse yerli halktan olsun, tüm insanlar arasında dostluk ruhuyla, özgür bir toplumda, yaşantıyı, sorumlulukla üstlenecek şekilde hazırlanmasına yönelik olacağını belirtir. Başka bir deyişle Sözleşme, çocukların sadece nicel olarak eğitime erişim hakkını değil çok geniş bir biçimde nitelikli eğitim hakkını tanır ve eğitim süreçlerinin ve ortamlarının çocuk haklarını destekleyecek biçimde düzenlenmesini gerektirir.

1 Kasım 2015 genel seçimleri öncesi AKP, CHP, MHP ve HDP’nin seçim bildirgeleri nitelikli eğitim hakkının gerçekleştirilmesini desteklemekte midir? Bildirgelerde yer bulan önceliklerin eğitim sisteminin gereksinimlerine ne ölçüde yanıt verdiği incelendiğinde, bildirgelerdeki bazı ortak ve farklılaşan temalar ortaya çıkmaktadır.

Türkiye’de eğitimin kalitesinin istenen düzeyde olmamasının çok sayıdaki nedeninden biri,  özellikle “4+4+4” ile artan ikili öğretimdir. İkili öğretimin yerine tam gün eğitimin yaygınlaştırılacağı AKP, CHP ve HDP’nin seçim bildirgelerin yer bulmaktadır. Ayrıca CHP ve HDP’nin öğrenciler için öğle yemeği verilmesine değinmektedirler.

Öğretmen niteliği eğitimin kalitesinin temel belirleyicilerindendir. Buna karşın sadece AKP ve CHP’nin seçim bildirgelerinde öğretmen niteliğinin önemine vurgu vardır. Diğer taraftan AKP, CHP, MHP ve HDP öğretmenlerin özlük haklarının iyileştirilmesine ve atanamayan öğretmen adaylarına yönelik vaatlere seçim bildirgelerinde çok daha kapsamlı biçimde yer vermektedir. Ayrıca, öğretmen devinimine ve özellikle doğu bölgelerinde öğretmenlerin çok hızlı yer değiştirmelerine ilişkin sorunlara seçim bildirgelerinin hiçbiri bir çözüm önermemektedir. Bu nedenlerle öğretmen politikalarına ilişkin vaatlerin çocuk odaklı bir biçimde nitelikli eğitimi güçlendirmekten ziyade mevcut öğretmenlerin ve atama bekleyen öğretmen adaylarının beklentilerini karşılamaya yönelik olarak tasarlandığı söylenebilir.

Nitelikli okulöncesi eğitimin yaygınlaştırılması toplumsal eşitsizliklerin giderilmesi için en temel politika araçlarından biridir. Nitekim CHP ve MHP okulöncesi eğitimin zorunlu temel eğitim kapsamına alınacağını vaat etmektedir. CHP ayrıca okulöncesi eğitimin ücretsiz olacağını belirtmektedir. Diğer taraftan AKP ve HDP’nin bildirgelerin okulöncesi eğitimin zorunlu ve/veya ücretsiz olmasına ilişkin herhangi bir ifade bulunmamaktadır.

Özel gereksinimli bireylerin eğitimine, dezavantajlı grupların eğitim haklarının güvence altına alınmasına ve içermeci bir eğitim sisteminin yaşama geçirilmesine ilişkin vaatler seçim bildirgelerinde farklı boyutlarıyla yer bulmaktadır. AKP, kız çocukların okullulaşmasına ve okul terkinin azaltılmasına değinmektedir. CHP engelli bireylerin eğitim haklarının güvence altına alınması, kaynaştırma eğitimine öncelik verilmesi, okulların erişilebilirliğinin sağlanması gibi, uluslararası normlara uygun hedefler vaat etmektedir. Buna ek olarak CHP ve HDP, eğitimde toplumsal cinsiyet eşitliğini güçlü biçimde savunmaktadır. LGBTİ bireylerin eğitim hakları ve anadili temelli çok dilli eğitim ise sadece HDP bildirgesinde kapsamlı biçimde bulunmaktadır. CHP bildirgesinde, mevsimlik çalışmanın yaygın olduğu bölgelerde eğitim takviminin esnekleştirilmesini önermektedir. MHP üstün zekalı ve üstün yetenekli öğrencilerin özel eğitim imkânlarına kavuşturulacağını belirtmektedir.

AKP, CHP ve HDP, merkezden yerele yetki devrini de farklılaşan ölçülerde vurgulamaktadır. Örneğin HDP’nin bildirgesinde eğitimin yerelden yönetiminin destekleneceği, CHP’nin bildirgesinde, eğitim politikalarının öğrenciler, öğretmenler, okul yöneticileri, veliler ve sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla oluşturulacağı, AKP bildirgesinde de öğrencilerle ilgili sorunların çözümünde okulların öne çıkarılacağı belirtilmektedir.

Bildirgelerde pek çok alanda olumlu ve iddialı hedefler yer almakla beraber bu hedeflerin yaşama geçirilmesi için kaynakların nasıl seferber edileceğine ilişkin ayrıntıyı sadece CHP’nin bildirgesi içerir: CHP, kamu eğitim harcamalarını GSYH içindeki payını, OECD ve UNESCO’nun ilgili normlarını esas alarak artıracağı sözünü vermektedir.

Seçim bildirgelerinin, Türkiye’de her çocuğun nitelikli eğitim hakkından yararlanabilmesi için, eğitimin öncelikli sorun alanlarından olan okulöncesi eğitim, öğretmen niteliği, eşitlik, eğitimin finansmanı gibi konularda somut ve kapsamlı yol haritaları sunması gerekiyor. Buna ek olarak eğitim politikasında sil baştan sıfırdan başlamak yürümekte olan çalışmaların (örneğin öğretmen yeterlilikleri ve stratejisi) sekteye uğramasına neden olabilmektedir. Bu nedenle seçimlerde elde edecekleri sonuçlardan bağımsız olarak eğitim politikalarının sürdürülebilirliğinin tüm partilerce seçim bildirgelerinde değerlendirilmesi gerekmektedir. AKP, CHP, MHP ve HDP’nin seçim bildirgeleri, eğitim politikalarının geleceğine ilişkin yeterince kapsamlı ve somut yol haritaları sunmamaktadır.

Çocuğa Karşı Şiddeti Önlemek için Tüm Partilerin Ortak Çalışması Gerekiyor

Dört parti de genel olarak çocuğa karşı şiddetin her şeklinin önleneceğini, farklı şekillerde belirtseler de, gündemlerine aldıkları konular farklılık göstermekte, bildirgelerin yazımında kapsamlı bir çocuğa karşı şiddet tanımından yola çıkılmadığı gözlenmektedir.Çocuk pornografisi, turizm ve seyahatte çocuğun cinsel sömürüsü, insan ticareti ve işyerinde şiddet konularında gelecekte yapacaklarına hiçbir parti doğrudan değinmemiş, sadece internet güvenliği ve çocukların çalıştırılmasından bahsedilmiştir.

siddetvekil

MHP “Zorla çalıştırma, dilendirme, kapkaç yaptırma, terör eylemlerinde kullanma” gibi durumlarda devletin etkin korunmasını ve her türlü ihtiyacın karşılanacağına seçim bildirgesinde yer vermiştir.AKP’nin seçim bildirgesinde, çocuğa karşı şiddet ile ilgili olarak daha çok kurumsal sorunlara odaklandığı gözlenmektedir. Bir yandan çocukların şiddete uğradıklarında başvurabilecekleri, bilgi ve destek alabilecekleri merkezleri daha işlevsel ve erişilebilir hale getireceklerini belirtirken, diğer yandan çocuğa yönelik şiddete ilişkin adalet, kolluk kuvvetleri, acil servis gibi kamu hizmetlerinin kayıt verilerine dayanan, düzenli istatistiki bilgi üretilmesine yönelik bir veri tabanı kurulmasını sağlayacağını belirtmiştir. Buna benzer olarak HDP, belediyelere bağlı olarak “Çocuk Hakları İzleme ve Değerlendirme Komisyonları” kurulacağını belirtmiştir.

CHP, Türkiye’de halen yasaklanmamış olan bedensel cezalandırma uygulamasına değinerek “Şiddetin bir eğitim aracı olarak kullanılmasının önüne” geçeceğini ve  “Çocuklara uygulanan şiddetin, disiplin yetkisi çerçevesinde meşrulaştırılmasına izin” vermeyeceklerini belirtmiştir. Bunun yanında Milli Eğitim Bakanlığı,  Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı’nın iş birliğine dayalı olarak çalışacak bir Çocuk İhbar Hattı kuracağını söylemleri arasında sıralamıştır.

HDP sokakta yaşayan ve çalışmak zorunda kalan hiçbir çocuk kalmayacağını, çocuk işçiliğine izin vermeyeceğini belirtmiştir.

MHP’nin söylemlerinin çocuğa karşı şiddetin cezalandırılması konusunda somutlaştığı gözlenmektedir. Buna göre çocuklara karşı işlenen; kaçırma, alıkoyma, taciz, istismar, suça azmettirme gibi suçlara ağırlaştırılmış cezai müeyyideler getirilecek, çocuğa karşı işlenen suçların zaman aşımına uğraması önlenecek,  harç ve diğer mahkeme masraflarından muaf tutulacağını taahhüt etmiştir.

Çocuk evlilikleri ile ilgili olarak AKP aileye yönelik eğitim hizmetlerinin yaygınlığını ve etkinliğini artıracağını söylerken, MHP yazılı ve görsel medya aracılığıyla bu evliliklerin önüne geçileceğini belirtmiş, CHP ise özellikle kız çocuklarının erken yaşta evlendirilmelerinin önüne geçeceğini belirtmiştir. Nasıl önleneceği, erken yaşta evlendirilmiş kız çocuklarının haklarının nasıl korunacağı konularının bildirgelerde kapsamlı ve tutarlı bir şekilde yer almamış olması partilerin erken evliliklerin önlenmesi ile ilgili kapsamlı ve etkili bir politikasının olmadığını göstermektedir.

Çocuğa karşı şiddetin farklı biçimleri ve ortaya çıkış şekilleri bulunmakla beraber şiddetin ortaya çıktığı ortamlar ev ve aile içi, okullar ve eğitsel ortamlar, bakım evleri ve adalet kurumları, internet, geleneksel ve yeni medya ortamı ve toplum içi olarak adlandırılabilir. Buna göre ancak 4 partinin seçim bildirgeleri bir arada ele alındığında, çocuğa karşı şiddetin ortaya çıktığı ortamların tamamına değinildiği gözlenmektedir.

Tüm partiler seçim bildirgelerinde aile içi şiddete değinirken buna ek olarak, MHP, yazılı, görsel ve internet ortamında çocukların şiddet, cinsellik ve istismar içeren yayınlardan korunacağına HDP, evde okulda, şiddete ve “cezaevlerinde çocuklara yapılan taciz, tecavüz ve kötü muameleye”, CHP ise “okullarda şiddetin önüne geçilmesine” değinmiştir. AKP, MHP ile benzer olarak çocuklar ve gençler başta olmak üzere daha güvenli ve bilinçli internet kullanımı ve kullanıcı güvenini artıracağını söylemiş, çocuğa karşı şiddet ile doğrudan bir bağlantı kurmamıştır. Buna ek olarak AKP devlet koruması ve bakım evlerinde bulunan çocukların öncelikle aile ortamına alınması için çalışacaklarını, madde bağımlısı çocuklar için ise tedavi ve psiko-sosyal rehabilitasyon içeren kurumsal yapıları hayata geçireceklerini taahhüt etmiştir.

Ceza İnfaz Kurumları ile ilgili olarak, 4 parti arasında sadece CHP ve HDP çocuk cezaevlerinin kapatılacağını söylemleri arasında sıralamıştır. CHP ek olarak çocuk tutukluluğuna da son vereceğini belirtmiştir.

Kanunla ihtilaf halindeki çocukların 4 partinin de gündeminde olduğunu söylemek mümkündür. Partilerin buluştuğu ortak nokta ise bu çocuklara gerekli olan desteğin sağlanması ve topluma kazandırılmalarıdır. AKP çocuklar için ihtisaslaştırılmış rehabilitasyon sistemine değinirken HDP benzer olarak “suça itilmiş çocuklar için çocuk destek ve eğitim merkezleri”nden bahsetmiştir.

4 partinin seçim bildirgelerinin, çocuğa karşı şiddetin önlenmesi konusunda somut ve kapsamlı bir söylem oluşturmaktan uzak olduğu gözlenmektedir. Bu alandaki sorunların ortaya çıkarılması ve bu sorunla mücadelede alınacak önlemlere bakıldığında, seçim bildirgelerinin, birbirlerine alternatif sunmaktan çok, birbirlerinin eksiklerini tamamladığı gözlenmektedir. Bu durum da göstermektedir ki çocuğa karşı şiddetin önlenmesi için meclisteki tüm grupların, parti çizgilerini bir tarafa bırakarak ortak bir şekilde çalışmaları gerekmektedir.

Çocukların kendilerini ilgilendiren konularda söz sahibi olmaları, her çocuğun Çocuk Haklarına dair Sözleşme ile yasal güvence altına alınmış haklarını kullanması için tüm milletvekili adaylarını yeniden #CocuklarinVekili olmaya çağırıyoruz.

 

Vekillere çağrımız

gorsel2

Benzer Yazılar